Takip Et

Makale

Onurlu ve bilgili insan çok var ama cesaretli insan az var…

Evet, inkara yer yok ki, şimdi de var cesaretli insanlar. Peki, yeterli mi? “Hayır, kesinlikle hayır” dedim kendime sorduğum soruya… Yanılgı yerimi ve yanılmadığım yeri biraz daha netleştirmiş oldum. Yeterince bilgili, yeterince onurlu insan var ama yeteri kadar cesaretli insan yok bugün bu dünyada. Düşünme dağarcığım bunda karar kılmama el verdi. Belki haklıyım, belki haksız…

Bir safha düşünürken, görür gibi oldum. Dünyada yeterince bilgili insan var. Onurlu insan da oldukça fazla var. Ama cesaretli insan az gibi geldi bana. Kendime itirazla, ‘‘yanılgı içinde olabilirim‘‘ dedim.  Yeniden düşündüm; ‘‘evet evet bilgili ve onurlu insan yeterince var dünyada‘‘ diyerek bunlarda onayladım kendimi. Yanılgı neredeydi o zaman… Cesaretli insanın az olduğunda.

Acaba yanılıyor muyum? Düşündüm yeniden; devrimler gerçekleştirmiş, kahramanlıklar yapmış ve destanlar yazmış büyük bir insanlık var arkada kalan tarihte… Ya o tarih sonrası, ya şimdi… Şimdi de var. Büyük bedeller pahasına direnenler, mücadelede tereddütsüzce düşüp yitenler… Evet, inkara yer yok ki, şimdi de var cesaretli insanlar. Peki, yeterli mi? “Hayır, kesinlikle hayır” dedim kendime sorduğum soruya… Yanılgı yerimi ve yanılmadığım yeri biraz daha netleştirmiş oldum. Yeterince bilgili, yeterince onurlu insan var ama yeteri kadar cesaretli insan yok bugün bu dünyada. Düşünme dağarcığım bunda karar kılmama el verdi. Belki haklıyım, belki haksız…

Kendimi haklılığımda ikna etmek için bir fasıl daha düşünmeye ve her üç nokta üzerinde yorum yapmaya karar verdim.

Onurlu insan: İnsana çok derin biçimde yabancılaşmamış olanlar dışında ya da parayı ve para eksenli değerleri asıl almış olanlar dışında, yani insanı vahşice sömürüp barbarca ezen erk ve egemenlik sahibi gerici büyük burjuva sınıf katmanı dışındaki tüm insanlar kesinlikle onurludur. Dünyanın ekseri nüfusu onurlu, bilinen belli bir azınlığı onursuzdur… İstisnalar itiraz konusu edilebilir. Ama istisnalar da bu tespitimin yanılgılı olduğunu kanıtlamaya yetmez. Hata yapanlar çok ancak bunlar hataya sürüklendiği için, hata yapanlar değil, hataya sürükleyenleri sorumlu tutmak düşünceme daha uygun, yatkın olandır. O halde dünyada yeteri kadar onurlu insanın olduğu doğrudur; bunda yanılmıyorum…

Bilgili insan: Bilimsel gelişme düzeyine baktığımda, yapılan üretime, geliştirilen teknolojiye, bilişim alanına vb. vs. baktığımda dünyada yeteri kadar bilgili insanın olduğu sonucuna varmak mümkün. Binlerce yıl öncesi yaşamı kazılarla ortaya çıkaran, yapay zeka, canlı kopyalama, iletişim teknolojisi, bilgisayardan cep telefonlarına, uzay araştırmalarından diğer bilimsel deneylere, toplumların ilerletilmesi-değiştirilmesi teorilerine ve bunun pratiklerle sağladığı ilerlemelere, her gün bir yenisi tanıtılan teknolojik buluş ve icatlara, insanın yaratıcılığına kabaca baktığımda devasa ve devrimsel bir gelişmenin çok açık olduğunu görmekteyim. Kısacası, mevcut bilimlere ve bunlardaki gelişmelere baktığımda, dünyada yeteri kadar bilgili insanın olduğu konusunda da kendimi ikna edebiliyorum ki, bu çıplak bir gerçektir…

Cesaretli insan: Alabildiğine sınırlı, alabildiğine zor olanaklar içinde fedakarca direnen, savaşan ve ölen insanları, devrimcileri, Komünistleri görmekteyim. Çok büyük güçlere karşı savaşan küçük güçleri görmekteyim. Üstün kuvvetlere karşı zayıf kuvvetlerin mücadelesi ve savaşına tanık olmaktayım. Ölümü küçülterek yenenleri bilmekteyim. Ölümün üstüne korkusuzca yürüyenleri ve paramparça ölenleri bilmekteyim. Devasa teknolojik silahlara karşı çıplak el ve iradeyle direnenleri, dövüşerek ölenleri bilmekteyim… İnkar edebilir miyim bu cesaretli devrimcileri, Komünistleri… Hatta demokrat, ilerici güçleri… Evet, ne mutlu ki cesaretli insanlar da var bu dünyada… Var ama ne kadar… Amiyane değimle parmakla sayılacak kadar.. Az… Milyonlarla ifade edilen toplumsal nüfus içinde parmakla sayılacak kadar az maalesef bu cesaretli insanlar… Eğer çok olmuş olsaydı bunun da sonuçları çok olurdu… Yaşanan ya da elde edilen sonuçlar kadardır cesaretli insan sayısı… Özcesi, bugün dünyada da yaşadığımız coğrafyada da olması gerekenden çok az cesaretli insan sayısı… Kürt ulusal mücadelesini görmezden gelemeyiz elbet. Burada yeterince cesaretli insan var. Ama bunlar bir sorun üzerinde ve kendileriyle ilgili meselede öbeklenmiş esasta. Ulusal mücadele dışında cereyan eden sınıf çelişkisi zemininde aynı cesaret ve kuvvetten söz etmek zor… Dolayısıyla buradaki cesaretli insan durumu da meseleyi kotarmıyor… Kendi cephelerinde yeterli cesareti ve cesaretli insanı barındırıyor Kürt ulusal hareketi… Ama onun dışına taşmıyor… Sınırlı bir kavgayı geçmiyor, bunun için aranan veya olması gereken yeterli sayıda cesaretli insan arayışını karşılamıyor… Ki, sınıf hareketi zemininde de belli düzeyde cesaretli insan var. Ama bunlar da meseleyi kotarmıyor… Bizim aratıcımız cesaretli insan yeterliliği bunca zulme büyük isyanın olmayışıdır… Devrimci sınıf savaşını ilerleten ve devrimci sınıf hareketini ilerleten yeterli sayıda cesaretli insanın olmayışıdır… Devrimci halk sınıfları toplumun büyük kitlelerini oluşturmakta, büyük toplumsal kitleler ezici çoğunluğu temsil etmekte ama bu çoğunlukta gerekli cesareti gösteren ancak az sayıda insan bulunmaktadır. Daha da önemlisi, devrimci hareket bileşenin de yeteri kadar cesaretli insanın bulunmadığı maalesef doğru. Ki, bizlerin ilgilendiği esas nokta tam da burasıdır… Örgütlü bilinçli devrimci hareket güçleri devrime cesaret edecek yeteri kadar militan, yeteri kadar taban bulamamakta, mücadele görevlerini yerine getirememekte, örgütsel güçlerini geliştirememektedirler… Bunu açık ifadesi yeteri kadar cesaretli insanın olmayışıdır… İşte tüm meramımız budur, burada yeteri kadar cesaretli insanın olmayışıdır… Bu dünya devrim hareketi ve Komünist hareket açısından da aynılıkla geçerlidir. Daha ağır olan gerçek de budur…

Eğer tespit ve değerlendirmelerimizde büyük yanılgı taşımıyor isek, bugün devrimin ve halkın ihtiyacı yeteri kadar cesaretli insanın varlığıdır, yaratılmasıdır. Cesaret başkaldırmanın, itiraz etmenin, karşı koymanın, devrimci görevleri yerine getirmenin ve nihayetinde devrime kalkışmanın basılmış tetiğidir… Korku köleliğin, cesaret özgürlüğün yoludur. Korku ölümün kapanı, cesaret yaşamanın demir ağıdır. Devrimcilerin korkusu başaramamakla sınırlıdır. Başarmak için ise cesaret şarttır. Ölümden korkmayanların cesaret etmemeleri anlamsız ve anlaşılmazdır. Cesaret et ilerle!…

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler