Takip Et

Güncel

Nusaybin davaları sürüyor: “Kentin yıkımının sorumlusu devlettir”

Tefrik edilen Nusaybin Davası’nda 5 ismin duruşmaları görüldü. Savunma yapan Sanatçı Erkan Benli, “Devletin ölen askerini polisini devlet ölüme gönderdi. Biz 76 asker-polisin ölümünden sorumlu tutuluyoruz. Bunun sorumlusu biz değiliz. Devletin kendisidir”

Mardin’in Nusaybin ilçesinde ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında 26 Mayis 2016’da gözaltına alındıktan sonra tutuklanan 17’si çocuk 70 kişi hakkında açılan daha sonra da tefrik edilen davanın duruşmaları devam ediyor. Dosyaların ayrılmasından sonra davalarda bugün de 5 kişinin duruşması görüldü. Mardin 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmalar, geçiçi heyet ile devam etti. Dün Jandarmanın tutuklulara savunma yaptıkları sırada müdahale etmesi nedeniyle yaşanan krizden dolayı sayıları azaltıldı. 

İlk olarak dosyada “İtirafçı” olarak belirtilen Sevda Deli’nin, duruşması görüldü. Deli’nin getirildiği duruşmada, mahkeme heyeti tutukluluk halinin devamı yönünde karar vererek, bir sonraki duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. 

İşkence fotoğrafları istendi

Sonrasında Koma Sê Bra müzik grubunun solisti Erkan Benli duruşmada hazır edildi. Benli’nin avukatının da hazır bulunduğu duruşma gelen evrakların okunması ile başladı. Ardından savunma yapan Benli’nin avukatı Bergan Acun, müvekkili ile birlikte diğer tutukluların ifadelerinin işkence altında alındığını ifade etti. İşkence ile ilgili yapılmış olan suç duyurusuna ilişkin soruşturmanın neticesinin mahkemeye gönderilmesini talep ettiklerini kaydeden Avukat Acun, müvekkilinin gözaltı öncesi ve ifade sonrası çekilen fotoğraflarının da dosyaya gönderilmesini talep etti. Avukat Acun, iddia makamının mütalaasını da kabul etmediklerini söyledi. Avukat Acun, dosyanın tekrar birleştirilmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, tahliye talebinde bulundu.

‘Şehri devlet yıktı’

Ardından savunma yapan Benli, avukatının savunmasına katıldığını belirterek, kararı dinlemek için geldiğini söyledi. Dosyaların kopyala-yapıştır olduğunu kaydeden Benli, savcının mütalaasını ve pozisyonunun kamu düzenini bozduğunu ifade etti. Benli, devletin işlediği suçların kendi üstlerine yüklenmek istendiğini belirterek, “Nusaybin’de bizim elimizde ağır silah yoktu. Kimyasal silahlar da ağır silahlar da asker ve polisin elindeydi. Şehri onlar yıktı. Devlet yıktı. Ağır silahları devlet kullandı. Nusaybin’de alt yapıyı devlet yıktı. Yasak konulmadan önce tüm bunları yaptılar. Devletin ölen askerini polisini devlet ölüme gönderdi. Biz 76 asker-polisin ölümünden sorumlu tutuluyoruz. Bunun sorumlusu biz değiliz. Devletin kendisidir. Çünkü Nusaybin’de devlet birbirine girdi. Yaşadığı psikolojik sorunlar sonrası devlet birbiri ile çatıştı. Orada bir savaş yaşandı. Buna ‘hendek olayı’ demek bu yaşananları küçümsemektir” dedi. 

‘Kendi kendimizi yöneteceğiz’

Nusaybin’de bir halkın özgürlük mücadelesi verdiğini belirten Benli, “İlerleyen zamanlarda Kürt halkının vermiş olduğu özgürlük mücadelesi elbet başarıya ulaşacaktır. Biz bunu daha önce de defalarca analiz ettik. PKK’nin bölücü bir örgüt olmadığını, Önder Apo’nun Türkiye ve Ortadoğu’da demokrasi mücadelesi verdiğini hepiniz göreceksiniz. Bizler de kendi kendimizi yöneteceğiz. Ben bu halkın bir sanatçısı olarak Kürt halkının kendi mücadelesinin yanında durmaya devam edeceğim” diye konuştu. 

Mahkeme savunmaların ardından talepleri reddederek, Benli’nin tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 16 Ekim’e ertelendi.

‘Dosyada özelleştirme yapılmalı’

Ardından ise, tutuklu Ömer Karataş’ın duruşması görüldü. Karataş ve avukatının hazır olduğu duruşmada gelen evraklar okundu. Karataş, gelen evraklar hakkında bir diyeceği olmadığını söyledi. Ardından Karataş’ın avukatı savunma yaparak, ek süre talebinde bulundu. Dosyanın müvekkil açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Karataş’ın avukatı, dosyada dayanaktan yoksun iddialar olduğunu ifade etti. Dosya üzerinde özelleştirme yapılması gerektiğini kaydeden avukat, “Dosya ayrıldı ise hangi iddia ile hangi sanık yargılanıyor belirlenmesi gerekiyordu. 150 klasörden oluşan bir dosya. Her müvekkil açısından dosyanın durumu bu. Özelleştirme yapılmadığı takdirde bu dosyanın içinden çıkmak zor” diye konuştu. Ardından söz alan Karataş, dosyanın siyasi olduğunu belirterek, savcılığın tutumunu kabul etmediklerini ifade etti. 

Mahkeme bir sonraki duruşmayı 3 Ekim tarihine erteledi. 

SEGBİS tepkisi

Ardından duruşması görülen Dilber Tanrıkulu, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya dahil olması istendiği için katılmadı. Savcılık makamı Tanrıkulu hakkındaki mütalaasında 76 ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis ve yüzlerce yıl ayrı ayrı hapis cezası talep etti. 

Tanrıkulu’nun avukatı müvekkili açısından hangi eyleme katıldığının belli olmadığını ifade ederek, tespitinin yapılmasının zorunlu olduğunu söyledi. Avukat duruşmada ek süre talebinde bulundu. Talebi kabul eden mahkeme bir sonraki duruşmayı 21 Kasım’a erteledi. 

Sonrasında duruşması görülen Mazlum Yaşa, duruşmaya SEGBİS üzerinden katılarak, “Bir daha SEGBİS üzerinden katılmayacağımı söylemek için geldim. Mahkeme salonunda savunmamı yapmak istiyorum” dedi. Ardından Yaşa, SEGBİS odasından ayrılırken, mahkeme bir sonraki duruşmayı 31 Ekim’e erteledi. (Mezopoyamya Ajansı)

Günün Haberleri

Güncel konulu diğer haberler