Takip Et

Kitap

Negatif Diyalektik/ Theodor W. Adorno

‘Negatif Diyalektik’ tabiri, geleneği ihlal eder. Diyalektik, daha Platon’da bile, bir düşünme aracı olan olumsuzlama aracılığıyla olumlu bir şey üretme amacı taşırdı; sonraları bu olumluluk ‘olumsuzlamanın olumsuzlanması’ tanımında kısa ve kesin ifadesini bulmuştur. Bu kitap belirlenimden ödün vermeden diyalektiği bu olumlayıcı esastan kurtarmayı amaçlamaktadır”

Frankfurt Okulu’nun kurucu üyelerinden olan Adorno’nun eleştiriden anladığı şey belli bir konunun tümden reddi ya da olumsuzlanması değil, belirlenimlerin olumsuzlanmasıdır. İnsanı tarihsel nedenler içinde ele alan Adorno, pozitivist kanat gibi metafiziğin felsefeyi işlevsizleştirmesinden dolayı metafiziği reddetme eğiliminde değildir. Bunun yanı sıra Adorno Metafizik Kavram ve Sorunlar’da pozitivistlerin teoloji ile metafizik arasında yaptığı ayrıma –teolojik evre, metafizik evre, pozitivist evre – dikkat çekerek metafiziğe teolojiden daha şiddetli eleştiri getirdiklerini belirtmektedir.

Metafiziği daha sert eleştirmelerinin nedeni ise pozitif teolojiler tanrısallıklarını olgusal olarak betimlerken, metafiziğin kavramsal olan üzerinde yoğunlaşmasıdır (Adorno 2017: 18,19). Ancak Adorno teoloji ve metafizik arasındaki gerilimi pozitivistler gibi kesip atmamaktadır: “Metafizik ile teolojinin, pozitivistlerin yapmaya uğraştığı gibi tarihsel evreler halinde kolaylıkla ayrılamayacağı besbellidir, zira sürekli tarihsel bakımdan çakışmışlardır: biri ortaya çıktığında öteki de ortaya çıkar; ancak yeniden ön planda ortaya çıkmak üzere unutulmuştur” (Adorno 2017: 20,21). 

Bunun yanı sıra teoloji ile metafizik arasındaki ortak noktalardan biri mutlak üzerine konuşmalarıdır. Ancak metafizik mutlak üzerine konuşurken vahiyden değil de kavramlar üzerinden yola çıkmakta ve bu noktada da teolojinin sert tepkilerine maruz kalmaktadır. Adorno’ya göre teolojinin metafizikten etkilendiği açıktır ve Katolik Kilisesi büyük oranda Aristoteles metafiziğindenbeslenmektedir. Adorno metafiziğin Aristoteles ile başladığını ve Batı düşüncesini tamamı ile etkilediğini gerekçeleriyle birlikte açıklamaktadır:

Literatürün gerçekten metafiziksel ilk yapıtında […] Aristoteles, özü, ondan ayrı ve kesinlikle farklı bir şey gibi, duyular dünyasının karşısına koyan Platoncu girişimi eleştirir. […] Gelgelim aynı zamanda kendi döneminde zorunlu varlığı duyulur, deneyimlenebilir dünyadan elde etmeye ve böylelikle onu kurtarmaya uğraşır; tam da eleştiri ve kurtarmanın bu çifte amaçlı oluşu, metafiziğin doğasını inşa eden şeydir. Bir yanda eleştirel akılsallık öte yanda kurtarmapathosu, ikisi arasındaki kutuplaşma geleneksel metafiziğin özüne işaret eder. […] Bunun için metafizik, bir şeyi yıktığı anda o şeyi kurtarmak üzere sarfetmeolarak tanımlanabilir

Dolayısıyla metafiziğin teoloji ile ilişkisinde; metafizik, bir yandan dogmatiksayılan şeylere eleştirel yaklaşırken diğer yandan bu dogmatik düşünceleri düşünmeye dayalı bir şekilde kavramsal boyutta ele alarak kurtarmaya çalışmaktadır. Adorno metafiziğin özünü oluşturan bu tutumun, eleştirme ve kurtarma pathosunun, Kant’ta da mevcut olduğunu belirtmektedir: “Bu iki yanlılığın, tüm metafiziğin inanca yer açmak için aklı sınırladığını söylediği […] ünlü cümlesinde tam da bu ikircikliğe işaret eden Kant’ta bile prototipi olduğunu tekrarlıyorum” (Adorno 2017: 90).

Adorno Ahlak Felsefesinin Sorunları’nda Kant’ın tüm çabasını şöyle özetlemektedir: “Kant felsefesini bir bütün olarak şöyle niteleyebiliriz: Epistemolojik Aydınlanma’yı metafiziği kurtarma, ona göre sadece bilgiye değil fikirlere ve dolayısıyla ahlak yasalarına da ait olan en yüceevrensellerde-tümellerde yoğunlaşmış olan metafizik anlamı yeniden canlandırmagirişimiyle birleştiren dağ tüneli” ( Adorno 2012a: 34). 

Kant; metafiziği bilim olarakkurma yoluna girmekte ve metafiziğe yer açma ve metafiziğe işlevsellik kazandırma girişimindedir. Prolegomena’da amacının metafiziğin olanaklı olup olmadığını tartışmaya açarak bir karara varmak olduğunu bildirmektedir: “Eğer Metafizik bir bilimse, nasıl oluyor da diğer bilimler gibi genel ve sürekli bir tasvip kazanmıyor? Yok, değilse, nasıl oluyor da bilimin kisvesi altında durmadan böbürlenerek insanın anlama yetisini hiç sönmeyen ama hiç de gerçekleşmeyen umutlarla oyalıyor? O halde, […] bu iddialı bilimin yapısı konusunda artık kesin bir karara varmak gerekir

“‘Negatif Diyalektik’ tabiri, geleneği ihlal eder. Diyalektik, daha Platon’da bile, bir düşünme aracı olan olumsuzlama aracılığıyla olumlu bir şey üretme amacı taşırdı; sonraları bu olumluluk ‘olumsuzlamanın olumsuzlanması’ tanımında kısa ve kesin ifadesini bulmuştur. Bu kitap belirlenimden ödün vermeden diyalektiği bu olumlayıcı esastan kurtarmayı amaçlamaktadır”. Kitabın giriş bölümünde felsefi deneyim kavramı açımlanırken, birinci bölüm, Almanya’da hüküm süren ontolojinin durumunu ele alıyor. İkinci bölümde “negatif diyalektik” kavrayışının temelindeki kavram ve kategoriler ele alınıyor. Üçüncü bölümdeyse “negatif diyalektik modelleri” ayrıntılı olarak geliştiriliyor.

“Bir zamanlar miadını doldurmuş gibi görünen felsefe bugün hâlâ yaşıyor çünkü onu gerçekleştirme fırsatı kaçırıldı. Felsefenin dünyayı yorumlamaktan başka bir şey yapmadığı, gerçekliğe teslim olduğu için kendi içinde sakatlandığı yolundaki yüzeysel yargı, dünyayı değiştirme çabasının tamamen boşa çıktığı bir dönemde, aklın yenilgisinin kabulüyle aynı kapıya çıkar… Belirsiz bir zamana ertelenen pratik de halinden memnun spekülasyona karşı başvurulacak bir temyiz mercii olmaktan çıkmış, dönüştürücü bir pratiğin gerektirdiği eleştirel düşünceyi beyhude olduğunu ileri sürerek zapt etmek isteyen yetkili kişilerin bahanesi görevi görmektedir çoğunlukla. Felsefe, gerçeklikle bir olma veya gerçeklik üretmenin hemen arefesinde olma vaadini yerine getiremediği için kendini acımasızca eleştirmeye mecburdur.”

Bu acımasız eleştiriyi en ufak bir taviz vermeden yerine getiren kitap güncelliğini ve örnek değerini hiç yitirmeyecek.

Günün Haberleri

Kitap konulu diğer haberler