Takip Et

Kitap

Kamusallığın Yapısal Dönüşümü/Jürgen Habermas

Kamusallığın, kamusal alanın kuruluşu, işlevleri ve önemi… Vatandaşlığın siyasal anlamı… Burjuva toplumu/ sivil toplum ile devlet arasındaki ilişkinin dinamiği… Kamuoyunun yapısı ve etkileri… Frankfurt Okulu’nun yaşayan en önemli düşünürü Habermas, bu siyaset teorisi klasiğinde, modern siyasetin ve toplum kuramının bu temel kavram ve ilişkilerini inceliyor ve ihmale gelmez tartışma kapıları aralıyor

Araştırmadaki çalışma biçimini, nesnesinin içerdiği öz-gül zorluklar tayin etmiştir. Öncelikle, konunun karmaşıklığı, tek bir uzmanlık alanının özgül yöntem tarzlarına bağlı kalınmasını meneder.

Kamusallık kategorisi daha çok, bir vakitler geleneksel “politika” biliminin görüş açısını belirleyen o geniş sahada araştırılmalıdır; yoksa, kendi başına alınacak olursa toplum bilimleri disiplinlerinin her biri içinde, araştırma nesnemiz dağılıp gidecektir. Sosyoloji ve ekonomiye, kamu hukuku ve siyaset bilimine, toplumsal tarih ve düşünce tarihine ilişkin bakış açılarının nasıl bütünleştirileceğinin çözülmemiş bir mesele olduğu ortadadır; toplum bi-limlerinin verili ayrışma ve uzmanlaşma durumunda, bu disiplinlerin birkaçına nerede kaldı ki hepsine “hâkim olabilecek” pek fazla kimse yoktur.

Yöntemin bir başka hususiyeti, aynı zamanda hem sosyolojik hem tarihsel yaklaşma gereğinden doğuyor. “Burjuva kamusu”nu belli bir çağa özgü bir kategori olarak kavrıyoruz. Bu kategori Avrupa Ortaçağı’nın son döneminde doğmuş olan “burjuva toplumu”nun benzersiz gelişim tarihinden kopartılamaz ve ideal-tipleştirici bir genellemeyle herhangi bir tarihsel durumdaki biçimsel açıdan aynı olan yapılar bütününe aktarılamaz.

Sahih anlamıyla örneğin “kamu oyu”ndan ancak 17. yüzyılın sonları İngiltere’sinde ve 18. yüzyıl Fransa’sında söz edebileceğimizi göstermeye çalışacağız; bu örnekte olduğu gibi, umumiyetle “kamu”yu tarihsel bir kategori olarak ele alıyoruz.

Yöntemimiz bilinç düzeyinde, ileri biçimi bugün yapısal-işlevsel denen teori tarafından belirlenen biçimsel sosyolojinin yaklaşımından bu noktada farklılaşıyor. Diğer yandan, tarihsel eğilimlerle ilgili sosyolojik araştırma da, biricik hadiseleri ve vakaları, tekil vakaların ötesindeki toplumsal gelişmeyi yorumlamaya örnek teşkil edecek nümuneler olarak zikreden bir genellik düzleminde kalmaktadır. Bu sosyolojik tutumun katı tarihçilik uygulamasından farkı, görünen o ki, tarihsel malzeme karşısında daha büyük bir mütalaa özgürlüğüne sahip olmasındadır; bununla beraber bu yöntem de kendi açısından, toplumsal bütünün oluşturduğu bağlamın yapısal tahliliyle ilgili katı ölçütlere uymak zorundadır.

Bu iki yöntemsel değinmenin ardından, konunun kendisiyle ilgili bir kayıt düşmek istiyoruz. Araştırma burjuva kamusallığının liberal modelinin yapısı ve işleviyle, onun olu-şumu ve dönüşümüyle sınırlıdır; tarihsel bir kamusallık biçiminin baskın hale gelmiş hatlarıyla ilgilidir, tarihsel süreç-te bastırıldığını söyleyebileceğimiz bir kamusallık türü olan plebyen kamusallığını ise ihmal eder.

Fransız Devrimi’nin, Robespierre’in adıyla birleştirilen o evresinde, diyebiliriz ki bir anlığına, edebî kılığından sıyrılmış bir kamusallık devre-ye girer – bunun öznesi artık “tahsilli zümreler” değil, tahsilsiz “halk”tır (avam). Mamafih, gerek Çartist hareketinde gerekse özellikle Kıta Avrupası’ndaki işçi hareketinin anarşist geleneği içinde alttan alta yaşamayı sürdüren bu plebyen kamusallığı da, burjuva kamusallığının yönelimlerini esas alır.

Düşünce tarihi açısından 18. yüzyılın ortak mirasıdır bu. Bu nedenle, [plebyen kamusallığının], sanayi toplumlarının üst düzeyde gelişmiş diktatörlüklerindeki denetimli kamunun plebisiter-tasvipçi biçiminden ayırt edilmesi gerekir. Bu ikisinin biçimsel açıdan belirli ortak hatları var-dır; fakat akıl yürüten özel şahısların oluşturduğu kamusal topluluğun edebî belirlenimli kamusallığından her biri kendi tarzında farklılaşır: birisi okur-yazar olmama niteliğiyle, diğeriyse adeta okur-yazarlık ötesi oluşuyla. Belirli plebisiter tezahür biçimlerinin benzerliği, bizim bağlamımızda eşit derecede ihmal edilmiş olan bu iki burjuva kamusallığı türünün, toplumsal gelişmenin değişik basamaklarında değişik siyasal işlevler üstlendiklerini de gözden kaçırtmamalıdır.

Araştırmamız burjuva kamusallığının ve onun sosyal dev-let doğrultusundaki dönüşümünün liberal unsurlarını res-metmektedir.

Günün Haberleri

Kitap konulu diğer haberler