Takip Et

Makale

Kadının İronisi ve Yaratıcı Gücü!

Öyleyse, ayrıt etmeden her türüne karşı çıkmalı kadına uygulanan zulme. Sınıf zulmü kadar ‘‘erkek” zulmüne de karşı çıkmalı. ‘‘Erkeğin” kadına insanlık borcudur, kadın kurtuluşu için mücadele etmek. Yaptığıyla ortak olduğu zulme karşı mücadele kendisine karşı mücadele de olmalı, olmak zorunda… Sınıfsal kurtuluştan önce kaldırılmalı ‘‘erkekten” kaynaklı baskı çemberi, özgürlüğü uğruna sınıf mücadelesinde özgürce olabilmesi için… Lakin kadının kendi elindedir özgürlüğü, kurtuluşu. Bilinçli tavrıyla seçmeli ilk odaklanacağı mücadele hedefini

Eve hapsedilse de dört duvar arasında üreten, ürettiğini paylaşan, fedakâr ve çilekeştir kadın. Ezilen, emekçi, işçi, amele, köylü, maraba, ötelenmiş köle kadın… Önyargı ve köhnemiş değer yargı zincirine de vurulsa, yoldaşlığın hası, direngenliğin mimarı, insanlığın yüz akı, onur zengini ve erdemin anasıdır kadın. İnsanlığa vurulmuş prangaya isyandır tüm doğasıyla kadın. Kendiliğinden değerdir, hoş görüsü, sabrı ve mücadeleci dayanıklılığı ile değer üretendir, çocuklara hasredilmiş bir yaşam öyküsü olan kadın. Birleştiren, bir tutan, kanat geren anaçlığıyla güzel bilgeliğin rahmidir kadın… Buradan ve daha fazlasından gelir kadının ‘‘kutsallığı.” ‘‘Kutsal” değilse, insanlığın kendisiyle çelişkisinde çelişkinin pozitif üstün yanıdır kadın…

Kadın ve ‘‘yazgısı” hakkında olduğu gibi, kadının tesiri ve örgütlenmesi üzerine ne kadar fazla konuşulursa o kadar iyidir. Bu kesinlikle iyi bir şeydir. Kendimizin gerekli motivasyonu ve kadının karanlığa hapsedilmiş yerinden umutla bakıp aydınlığa uzanması için konuşmak ve ısrarla konuşmak iyidir. Bunca zulüm içinde, bunca adi cinayet ve siyasi katliam içinde kadının mücadelesini güçlendirmek ve kadını örgütlü mücadeleye motive etme adına ne söylenirse, bu sadece iyi değil aynı zamanda şart ve görevdir de…

Erkek egemen kapitalist sistem, gerici sınıflar ve sınıflı toplumlar ve bunların toplumsal gerici kültürü, ideolojisi, siyaseti ve değer yargıları meselenin temelidir… Bundandır, sorunun sınıfsal karakterden tecrit ele alınamayacağı ve sınıfsal kurtuluştan bağımsız olmayan kadının kurtuluş ve özgürlüğü… ‘‘Erkek‘‘ten de muaf kalmayan kadının tanımsız ezası, hoyratça katledilmesi… İşte bu kadar ironik, bu kadar derin ve bu kadar ağırdır sınıflara bölünmüş erkek egemen dünyada kadın olmak ve kadın olmanın ‘‘yazgısı.”

Devrimci savaş siperlerinde katledilmiş bir kadın ile sokak ortasında katledilmiş bir kadının katlediliş öyküsü farklı da olsa, katledilme ‘‘kaderi” açısından kadının katledilmesidir son tahlilde. Bu anlamda farksız, bu bakımdan isyan nedeni ve devrim sebebidir; yaşam hakkına kast kadar kadına tüm reva görülen… Çocuğunun gözleri önünde vahşice katledilen, ayın her gününe en az bir kadın katliamını denk getiren hoyratlık ve kadına karşı vahşi cinayetlerde bu bonkörlük kadın cinayetlerine ayrımsız isyanla dur demeyi çoktan hakketmiş bir zulüm zinciridir; zihniyeti zifiri karanlık bir insanlık utancıdır.

Fabrikadaki baskı ve ağır sömürüden yalnızca biçimsel olarak farklıdır kadının ev içinde maruz kaldığı baskı ve sömürü mengenesi… Özünde bir ve aynıdır kadına biçilen ‘‘ucuz emek” hamallığı… Belki daha ağırdır toplumdan eve taşınan baskı cenderesi. Çünkü daha sinsi ve saklıdır buradaki ücretlendirilmemiş emeğin sömürü cinsi, cinsi sömürüsü…

Öyleyse, ayrıt etmeden her türüne karşı çıkmalı kadına uygulanan zulme. Sınıf zulmü kadar ‘‘erkek‘‘ zulmüne de karşı çıkmalı. ‘‘Erkeğin‘‘ kadına insanlık borcudur, kadın kurtuluşu için mücadele etmek. Yaptığıyla ortak olduğu zulme karşı mücadele kendisine karşı mücadele de olmalı, olmak zorunda… Sınıfsal kurtuluştan önce kaldırılmalı ‘‘erkekten‘‘ kaynaklı baskı çemberi, özgürlüğü uğruna sınıf mücadelesinde özgürce olabilmesi için… Lakin kadının kendi elindedir özgürlüğü, kurtuluşu. Bilinçli tavrıyla seçmeli ilk odaklanacağı mücadele hedefini. Tercih etmeli sınıf dayanışması ve mücadelesini.

İster ırk ister dil-din ve isterse cinse dayalı yapılan her türlü ayrıştırma ve bölünme egemenlerin ekmeğine yağ süren olup, son tahlilde burjuvadır. ‘‘Erkek‘‘ ile kadının birliği her bakımdan zorunlu ve kaçınılmaz iken, sınıfsal birliği devrimci sınıf mücadelesi bakımından hayati anlam taşır. Kadının sınıf zemininde de olsa sınıf temelinde erkekle birliği, kadının özgürlüklerinden ödün vermesiyle değil, özgürlüklerini önceleyerek pratikleşmesi gerekendir. Bu zeminde bir birliktir, birlik olmak durumundadır…

Sınıf orijinli bu mücadele birliğinde, en az kadının öne çıkmış olan sınıfsal bilinci kadar, erkeğin sınıfsal bilinci ve cinsiyetçi lekeden bilinç ve uygulamada sıyrılmış nötr anlayışı ve pratik tutumu da zorunlu, değerlidir.

Daha da önemlisi, proleter sınıf örgütünün insan eksenli sınıf mücadelesinden insanlık mücadelesi perspektifine endeksli somut özgürlükler mücadelesinde kadına gerekli olan tüm alanları teorik zihin ve pratik anlayışlar düzleminde açmasıdır. Bu da yetmez; örgütlenme ve mücadelede kadına dönük her tıkanıklığı, her maniyi ve her tortuyu kazıyarak temizleme samimiyetini somut çabalarla inandırıcı adımlarla ortaya koymak durumundadır. Buna uygun olarak kadını örgütlenmede, kadına gitmede en esnek ama en ilkeli, en duyarlı ve öncelikli politikalarla somut başarı ve kazanımlar amaçlamalıdır.

Kadının örgütlenmesi, proleter örgüte ruh taşır. Yaratıcılık, üretkenlik, fedakârlık, özveri, cesaret, güven ve üstün değerler taşır. Gelişme yaratır, büyüme sağlar. Disipline eder, düzene sokar, öz ve biçim verir. İvme katar, kararlılığı arttırır. Azim ve direngenlik verir… Ama hepsinden de önemlisi kadının kurtuluşu ve özgürlüğüne giden yolda can alıcı bir zorunluluktur kadının örgütlenmesi, örgütlü mücadelesi ve örgütüne sahip olması…

O halde, kadın bu katkı ve kazanımlarını sınıf mücadelesi ve sınıf örgütünden esirgememeli, ‘‘Ben varım, ben yaparım‘‘ diyen bilinçle sınıf örgütündeki yerini alıp kendi kurtuluş mücadelesinden kopmaz olan proleter devrimci mücadele saflarında örgütlenerek yer almalıdır. Hem kadın olarak ve hem de bir devrimci, proleter devrimci olarak sorumlulukları temelinde harekete geçmelidir. Her gün katledilen kadın için, her an ağır sömürü ve baskıya maruz kalarak köleleştirilen proletarya ve emekçi sınıflar için isyan etmeli, isyanını örgütlü mücadele bilinciyle yükseltmelidir…

Ve o halde, devrimci sınıf mücadelesi ve proleter devrimci örgütte, gerçek bir mucize yaratmak ya da mucizeyi gerçekleştirmek için kadın örgütlenmesine somut çalışma biçimlerinde ağırlık verilmeli, kadının son derece değerli olan yetenek ve katkıları proleter örgüte kazandırılmalıdır. Örgütsüz güç gerçekte bir güç değilse, kadını örgütte çoğaltmamış bir güç de gerçekte bir güç olamaz. Örgütlenmeden gerçek bir mücadele sergilenemez ise, kadını örgütlememiş bir örgütlenme de olması gereken mücadeleyi sergileyemez.

Bin kere tekrar etmekte fayda var ki, ‘‘Kadınsız devrim olmaz!‘‘ Kadınsız devrim olmaz ise, kadınsız mücadele, kadınsız örgütlenme ve kadınsız örgüt de olmaz!

Örgüt için, mücadele için, kadın için, devrim için; örgütlenmiş kadın, örgütlü kadın ve örgütü olan kadın!

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler