Takip Et

Makale

İnsanlığa Yok Olma Çağrısı: Anti-natalizm nedir?

Tüm dünya geneline yayılan doğum karşıtlarının farklı inançları var. Bazılarının genetik miraslara dair kaygıları var, bazıları çocukların ileride acı çekmesini istemiyor, bazıları çocukların rızaları olmadan dünyaya geldiklerine inanıyor, bazıları da nüfusun hızlı artmasını eleştiriyor, bazıları da çevresel kaygılardan dolayı doğuma karşı çıkıyor

Anti-natalistler, Sofokles’in Oidipus Kolonos trajedisindeki “Doğmamış olmak, hiçbir zaman elde edemeyeceğimiz en değerli armağandır” sözlerinin anti-natalizmi işaret ettiğini savunuyorlar. 

Anti-natalizmin günümüzde bir düşünce sistemine dönüşmesini sağlayan ise Güney Afrikalı Felsefe Profesörü David Benatar. 

Benatar, Türkçe’ye ‘Keşke Hiç Olmasaydık: Varolmanın kötülüğü’ olarak çevrilen kitabında “Sürekli yükseltilmeye çalışılan mutluluk, zevk ve keyif standartları gerçek rakamlara döküldüğünde derin bir içsel sefaleti ve mutsuzluğu gizler. Yeryüzüne adım atmış olmakla insan esasen çekmeyeceği ıstıraplara gebe kalmıştır. Bu yüzden gelecek adına ideal nüfus “sıfır” olmalıdır ve mesken tutulan bu dünya yaşamak, hayal kurmak ve temelinde çocuk yapmak için ideal bir yer değildir” diyor.

Anti-natalistler, bu düşünce yapısının kökenlerinin Buda’nın öğretilerine ve Antik Yunan felsefesine dayandığını söylüyor. 

Budizm anlayışındaki ‘Doğum hayat boyu yaşanacak acıların başlangıcıdır’ tezinin anti-natalizmin de yola çıkış noktalarından olduğu ifade ediliyor. 

Ancak anti-natalizm yaklaşımına karşı çıkan Budistler, kendi inançlarına göre insanların aydınlanmaya en açık varlıklar olduğu, insanlığın soyunun devam etmesiyle aydınlanma döngüsünün de gelişerek devam edeceğini söylüyor. 

Antik Yunan döneminin en büyük trajedya yazarlarından Sofokles de anti-natalistlerin referans noktası olarak gösterdiği isimlerden.

Rıza Temelli İnanış

Antinatalizm gruplarındaki bazı nihilist söylemlere rağmen, doğum karşıtlarının şiddet tehdidi oluşturduklarına dair bir işaret yok. Soyun tükenmesinden bahsederken biraz da bunu tartışma pratiği olarak yapıyorlar. Hiçbir sanal grupta birbirlerini ölümle veya şiddetle tehdit etmiyorlar. 

Thomas, yeryüzünün kenarına büyük bir delik açmak ve insanoğlunun soyunu bir hamleyle tüketecek “kırmızı acil durum tuşu” olmasından yana. Aslında Thomas’ın görüşleri oldukça tartışmalı çünkü antinatalistlerin ana prensibi “rıza”.

Dolayısıyla en basit ifade ile, birilerinin doğumu ve ölümünün rıza temelinde olması gerektiğine inanıyorlar.

Çevre Kaygıları

Antinatalistlerin son dönemde en çok öne çıktığı konu çevre ve iklim değişikliği. Antinatalist gruplardaki bazı argümanlarla çevreci aktivistlerin argümanları örtüşüyor.

Bir vegan, plastik tüketimi karşıtı, hayvan hakları savunucusu ve yoga eğitmeni olan Filipinli Nancy, “Bu zamanlarda çocuk sahibi olmanın çok bencilce olduğunu düşünüyorum” diyor. Nancy, sözlerini şöyle sürdürüyor: 

“Doğrusu, bu dünyaya gelen çocuklar çevre için daha büyük yıkıma neden oluyor.”

‘Çok öfkeli antinatalistler’ (Very angry anti-natalists) adlı Facebook grubunda hazırlanan bir dilekçe yakında Birleşmiş Milletler’e gönderilecek. Başlığı “İklim felaketinin nüfus yoğunluğu kökü- dünya genelinde doğumlar durmalı”. Şimdiye kadar imzacıların sayısı 27 bin.

İngiltere’deki Population Matters adlı vakfın müdürü Robin Maynard, “Amacımız insan ırkı ile yaşamak zorunda olduğumuz gezegen arasında bir harmoni yaratmak. Dünyada daha az çocuk olursa, daha küçük aileler olur ve böylece sürdürülebilir nüfusa ulaşılabilir” diyor. BBC Küresel Nüfus Muhabiri Stephanie Hegarty’ye göre nüfus artışının çevreye olumsuz etkisi olacağını söylemek doğru değil zira geleceği öngörmek de kolay değil.

Hegarty, “Bilimsel araştırmalara göre, ekonomik gelişim ve doğurganlık oranlarındaki düşüşe bakıldığında dünyanın nüfusu 80 yıl içinde yaklaşık 11 milyar seviyesinde kalacak. Gezegenin bu nüfusu kaldırıp kaldırmayacağını henüz bilmiyoruz” diyor.

Nancy, “Ben kişisel olarak çocukları seviyorum çünkü onları seviyorum, ileride acı çekmelerini istemiyorum. Belki onları dünyaya getirmek bana bir zevk verir ama gelecekteki tehdit öyle büyük ki buna değmez” diyor.

(BBC Türkçe’den derlenmiştir)

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler