Takip Et

Makale

Erdoğan-AKP iktidarı kürt belediyeleri ve kürtleri rehine olarak kullanıyor

Tek adam halkın ve Kürt ulusunun üstünde değildir. Onun iradesi gayrı meşru, halkın ve ulusun iradesi meşrudur. Meşru iradenin kayyım darbeciliği vasıtasıyla gasp edilmesi sivil faşist darbedir. Hiç bir biçimde meşru ve geçerli değildir. Tanınmamalı, reddedilmeli, sivil itaatsizlik eylemleri ve geliştirilecek her türden demokratik ve devrimci mücadele biçimleriyle püskürtülmelidir. Kayyımlar muhatap alınamaz, alınmamalıdır. İşlevsiz bırakılarak sistematik protestolarla karşılanmalı, nihayetinde defedilmelidirler…

Tüm ortakları ve uygulamalarıyla AKP-Erdoğan iktidarı faşisttir. Bir an bile faşizmi uygulamaktan geri durmamıştır, durmamaktadır. Çözülme ve çöküş sürecine giren bu iktidar faşizmi ve faşist saldırını daha fazla derinleştirerek ömrünü uzatmaya çalışmaktadır. Faşizme dayanarak ayakta kalmayı hayal eden Erdoğan iktidarı tırmandırdığı saldırganlıkla ömrünü uzatmayı değil, kısaltmayı koşullamaktadır. Adeta ‘‘son çırpınışlar‘‘ gösteren iktidar çırpındıkça batmakta, batacaktır. En saldırgan an aynı zamanda en zayıf andır da. Erdoğan iktidarı için durum tam da budur… 

Faşizm suçtur, insanlık suçudur. İnsan ve insanlığa karşı işlenmiş en vahim suçtur. İnsanlık tarihine sürülmüş kara bir lekedir. Faşizme asla alışılamaz, bir an bile tahammül edilemez. Her türden faşist baskı ve saldırganlığa karşı mücadele meşrudur. Çünkü faşizm insanlığa düşmandır, en büyük tehdittir. Bundandır ki, mutlaka ama mutlaka bertaraf edilmesi gerekendir. Edilecektir.

Erdoğan-AKP-MHP iktidarı bir önceki dönem Kürt belediyelerine kayyımlar atayarak ulusun ve halkın iradesini hoyratça çiğneyip belediyeleri gasp etti. Kürt ulus ve devrimci halkların iradesine rağmen zorla gasp edilip ele geçirilen belediyeler, iktidarın tamamen kendi lehine şartlarda gerçekleştirdiği ikinci yerel seçimlerde yeniden geri alınarak Kürt ulusunun demokratik iradesine geçti. Erdoğan faşizmi ve darbesi bir kez daha yenildi. Yenilgiye tahammül etmeyen Erdoğan dayandığı faşizmden bir kez daha medet umarak Diyarbakır, Mardin ve Van büyük şehir belediyelerine yeniden kayyım atayarak Kürt ulusunun ve devrimci hakların iradesine darbe yaptı, belediyeleri gasp etme yoluna gitti. Demokrasinin tek kıstası olarak propaganda ettiği seçimlerde aldığı yenilgiyi hazmedemeyen Erdoğan, seçim sonuçlarını yeniden bir kenara atarak sivil darbeci faşist yöntemle belediyeleri gasp etmeyi seçti. Evet, açıkça itiraf ediyor ki, seçimlerle Kürt ulusu ve devrimci halklarla baş edememekte, onların iradesini aşamamaktadır. Bunun için seçimdeki yenilgisini darbeci kayyım faşizmiyle gidermeye çalışıyor…

Aynı zamanda Erdoğan iktidarı, yurtsever hareket ile savaşta başarı sağlayıp, başa çıkamadığı için demokratik Kürt iradesinin katıksız yansıması olan Kürt belediyeleri şahsında Kürt ulusunu bu savaşta adeta rehin olarak kullanıyor. Bu anlamda Erdoğan iktidarının faşist saldırıları mevcut olanla yetinmeyecek, başka belediyelere kayyımlarla, şehirlerde düzenlenen operasyonlarla ve daha kanlı biçimleriyle devam edecektir…

Diyarbakır, Van ve Mardin Büyük Şehir Belediyelerine atanan Kayyımlar Erdoğan iktidarına has faşizmin ve sivil faşist darbenin tipik biçimi ve göstergelerindendir. Halkın seçtiği başkan ve belediyeleri halkın iradesine rağmen gasp etmek halkın iradesine darbedir. Sivil faşist darbedir. Bu darbecilik, başka çaresi kalmayan ve acze düşen iktidarın zor ve terör yoluyla ayakta kalma çabasından başka bir şey değildir. Kürtlerin ulusal gerçeğini gizlemeye, inkar edip yok saymaya dönüktür. Uygulanan bu faşist terör, halkın ve özelde de Kürt ulusunun moralini bozmaya, direnişini kırmaya, umutsuzluk yaymaya ve iktidarın güçlü olduğu algısını yaratmaya dönüktür de. Bundandır ki, ne kadar pervasız olursa olsun faşist baskı ve saldırılar moral bozmamalı, korkuyu egemen kılmamalıdır. Erdoğan iktidarının istediği ve yapmak istediği tam da budur. Ama nafile, Kürt ulusu ve demokratik devrimci güçler ayaktadır. Kürt ulusu ve devrimci halkların moralini bozamıyor da, korkutamıyor da. Yaşanan direnişler ve tepkiler bunun kanıtıdır… 

Erdoğan iktidarının uyguladığı bütün faşist saldırılar ve kayyım atamaları sadece Kürt ulusunun demokratik güçleri ve mücadelesiyle sınırlı olmamalıdır. Bugünden verilen tepkilerin de işaret ettiği gibi, bu faşizme ve kayyım darbesine karşı bütün demokratik, devrimci ve sosyalist güçler ortak bir mücadele ve direniş sergilemek durumundadır. Faşizmin ve kayyım darbeciliğin püskürtülmesi faşizme karşı ortak mücadeleler, mücadele güçlerinin ortak direnişiyle mümkün olacaktır. Ayakta kalmanın hesabıyla faşist saldırılarını tırmandıran Erdoğan iktidarının, ‘‘son çırpınışlarına‘‘ boğulması ne zordur, ne de uzaktır. Demokratik, devrimci ve sosyalist güçlerin ortak biçimde geliştirecekleri kararlı  mücadele ve direniş tavırları Erdoğan iktidarının çöküşünü hızlandıracaktır. Bu tamamen mümkündür…

Seçilmiş belediyeler meşru ve demokratiktir. Kürt ulusu ve devrimci halkların iradesini temsil etmektedir. Erdoğan faşizmi meşru olmayıp bu iradenin üstünde değildir. Tek adam halkın ve Kürt ulusunun üstünde değildir. Onun iradesi gayrı meşru, halkın ve ulusun iradesi meşrudur. Meşru iradenin kayyım darbeciliği vasıtasıyla gasp edilmesi sivil faşist darbedir. Hiç bir biçimde meşru ve geçerli değildir. Tanınmamalı, reddedilmeli, sivil itaatsizlik eylemleri ve geliştirilecek her türden demokratik ve devrimci mücadele biçimleriyle püskürtülmelidir. Kayyımlar muhatap alınamaz, alınmamalıdır. İşlevsiz bırakılarak sistematik protestolarla karşılanmalı, nihayetinde defedilmelidirler… 

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler