Takip Et

Güncel

Emine Çağırga: ‘Kucağıma aldım, ‘Ah anne’ dedi, sonra bitti…’

1992’de Cizre’de 7 yaşındaki kızı Fatıma’yı, kaynanası ve kayınbabasını kaybeden ve kendisi de yaralanan Emine Çağırga 23 yıl sonra 7 Eylül 2015’te bu kez 11 yaşındaki kızı Cemile’yi kaybetti. Cemile’yi kaybettiği günü anlatan Emine Çağırga, “Onu sakladığımız dolabı da devlet alıp Diyarbakır’a götürdü. ‘Otopsi için’ dediler. Ama kimse duymasın diye yaptılar. Bir tane daha derin dondurucu aldım. Ama bir şey koyacak olsam 10 defa kapağını açıp kapatıyorum… “ ifadesini kullandı

Göç İzleme Derneği (GÖÇİZDER), 2015- 2016 yıllarında ilan edilen sokağa çıkma yasağı döneminde göç etmek zorunda kalan kadınlarla yaptıkları görüşmeleri “Kadınların Göç Hikayeleri” ismiyle kitaplaştırdı. 18 kadının yaşadıklarını anlattığı kitapta konuşanlardan biri de Cizre’de öldürüldükten sonra cenazesi derin dondurucuda saklanan Cemile Çağırga’nın annesi Emine Çağırga idi.

1992’de Cizre’de 7 yaşındaki kızı Fatıma’yı, kaynanası ve kayınbabasını kaybeden ve kendisi de yaralanan Emine Çağırga 23 yıl sonra 7 Eylül 2015’te bu kez 11 yaşındaki kızı Cemile’yi kaybetti. Cemile’yi kaybettiği günü anlatan Emine Çağırga, “Silahlar patladı. 7-8 insan düşmüştü. ‘Cemile’ diye seslendim ses çıkmadı. Koştum, kızımı kucağıma aldım ‘Ah anne’ dedi. Sonra bitti… “ ifadesini kullandı.

12 Eylül, 90’lar ve 2015: Hep göç etmek zorunda kaldık

12 Eylül’de ve 90’larda da göç etmek zorunda kaldıklarını vurgulayan Emine Çağırga, “90’larda korucu olmamızı istedikleri zaman göç etmiştik. Doğubeyazıt’a gittik, orada 1 yıl kaldık. Tanıdıklarımız vardı, bize ev verdiler. Orada kaldık. Eşim o zaman Irak’a gitti. 1 yıl sonra tekrar Cizre’ye döndük. 12 Eylül döneminde de göç etmiştik. Yaylalara çıkmıştık. Son süreçte de aynı şeyleri yaşadık… “ diyor.

‘Kucağıma aldım, ‘Ah anne’ dedi, sonra bitti…’

Emine Çağırga “Kadınların Göç Hikayeleri” kitabında Cemile’nin öldüğü 7 Eylül 2015’i ve sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Hendek dönemi 1,5 yıl sürdü. Bazıları destekliyordu, bazıları karşı çıkıyordu. Ama hepimizin isteği Cizre’nin artık sakin olması, evlerin basılmamasıydı. İlk sokağa çıkma yasağı 9 gün sürdü. 9 gün boyunca evimizden çıkmadık. Yasak kalkınca hepimiz sokaklara çıkıp aynı şeylerin tekrar yapılmaması için yürüdük. Cemile de çıkmıştı sokağa. Hatta bana ‘Sen de gel’ diyordu. Kardeşiyle beraber gitmişti yürüyüşe. Yürüyüş sonrasında Botan diye birinin taziyesi vardı. Yürüyüş bittikten sonra Cemile geldi evin önünde oturdu.

Sonraki gün yine akşam saatlerinde Cemile evin önünde sandalyede oturuyordu. Kalabalıktı. Akşam 8 sıralarıydı. Yine yürüyüş yapılıyordu, ben de Cemile’ye ‘kızım kalk içeri gir’ dedim. O daha otururken ben eve girdim. Tam o sırada silahlar patladı. 7-8 insan düşmüştü. ‘Cemile’ diye seslendim ses çıkmadı. Koştum, kızımı kucağıma aldım ‘Ah anne’ dedi. Sonra bitti…

‘Kimi çağırdıysak gelmedi, cenazeyi alıp derin dondurucuya koyduk’

Yengeme ‘Cemile öldü’ dedim. Her taraf toz, duman içerisindeydi. Biz gaz attıklarını sanıyorduk ama aslında yıkılan duvarların tozu kalkıyordu. O gün ne babası ne de kardeşi yoktu evde. Aldık Cemile’yi alt kata indirdik. Sonra oğlum ve babası geldi. Elini tutuyordum, ‘Cemilem bir şey olmamış’ diyordum. Kurşun bir taraftan girmişti ve içeride kalmıştı. Gidip buz getirdim, göğsüne koydum. Babası su getirdi, yıkadık, kefenledik. Babası ambulans çağırdı gelmedi. Kimi çağırdıysak gelmedi. 1 hafta boyunca öyle bekledik. Sonra babası derin dondurucuya koydu…

‘Cenazeyi alın, yola getirin ama kimse gelmesin yasak!’

1 hafta sonra yine aradık ambulansı ve polisi, ‘Nusaybin Caddesi’nden İdil’e giden yola getirin’ dediler. Bir tabut hazırlayıp onu oraya götürdük. Nusaybin’den, Batman’dan bir sürü insan gelmişti. Hep beraber onu İdil Caddesi’ne götürdüler. Ama ambulanstakiler babasına ‘Kimse gelmesin’ yasak demiş. Sonra insanların dağılması için ateş etmişler. Oğlum, ‘Kurşunlar ayaklarımızın dibine düşüyordu’ dedi. Devlet kalabalıktan cenazeyi alıp Şırnak’a götürmüş. Cenaze orada 8 gün kaldı. Sonra yasak kaldırıldı. Şırnak Devlet Hastanesi’ne gittik. Cemile ile birlikte 22 cenaze vardı. Biz kızımızı onunla aynı kaderi paylaşan insanlarla birlikte gömmek istedik. Yasak kalkınca hepsini birlikte gömdük.

‘Devlet derin dondurucuya el koydu’

Onu sakladığımız dolabı da devlet alıp Diyarbakır’a götürdü. ‘Otopsi için’ dediler. Ama kimse duymasın diye yaptılar. Bir tane daha derin dondurucu aldım. Ama bir şey koyacak olsam 10 defa kapağını açıp kapatıyorum…

‘Çocukları defalarca gözaltına aldılar’

Cemile’nin babası ve ağabeyi için güçlü durmaya çalışıyorum. Mezarı bize yakın, her hafta gidiyorum. Üzerine çiçekler ektim. Cemile öldüğünde 11 yaşındaydı. Okula gidiyordu, Kuran da okuyordu. Çocuktu ama 100 insana bedeldi. Bizim umudumuzdu, ev işlere yardım ederdi. Çok çalışkandı. ‘Okuyabildiğim kadar okuyacağım’ diyordu. Çocuğum öldü. Yasak boyunca defalarca evleri bastılar, çocukları aldılar. Benim buradaki oğlumu da İstanbul’da okuyan çocuğumu da gözaltına aldılar defalarca… ”

Faili bulunamadı

11 yaşındaki Cemile Çağırga’ya ilişkin, Cizre Cumhuriyet Savcılığı’nca başlatılan soruşturmada olayın üzerinden geçen süreye rağmen failler bulunamadı. İlçede yaşamını yitiren 110’a yakın sivile ilişkin başlatılan soruşturmaların büyük bir bölümüne “takipsizlik” kararı veren Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı, 4 Ağustos 2018’de Çagırga soruşturmasına dair ise “Daimi Arama Kararı” aldı.

Savcılık tarafından İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda, karara gerekçe olarak ise, “Faillerin tespit edilememesi” gösterildi. “Çocuğu kasten öldürmek” suçlamasıyla açılan ve şüpheli olarak tek bir kişinin bile yer almadığı dosyada, Cagırga’nın ölüm nedeni “Nereden geldiği tespit edilemeyen bir kurşunun vücuduna isabet etmesi” olarak açıklandı.

Zaman aşımızı süresi 30 yıl, yani 7 Eylül 2045 olarak belirlenen kararda şu ifadelere yer verildi:

“Cizre ilçesinde terör örgütü mensuplarına yönelik olarak başlatılan operasyonlar kapsamında ilan edilen sokağa çıkma yasağında Cemile Çagırga’nın olay tarihinde ikametinde bulunduğu esnada nereden geldiği tespit edilemeyen bir kurşunun vücuduna isabet etmesi sonrasında hayatını kaybettiği, yapılan tüm araştırmalara rağmen suç faillerinin bulunamadığı, evrakın bu sebeple daimi aramaya alınmasının gerektiği anlaşılmıştır. Şüpheli veya şüphelilerin zamanaşımı tarihine kadar aranması, şüphelilerin açık kimlik bilgilerinin tespit edilmesi halinde Cumhuriyet Başsavcılığımıza bilgi verilmesi, verilecek talimat doğrultusunda hareket edilmesi, şüphelilerin açık kimlik bilgilerinin tespit edilememesi halinde yapılan araştırma sonucunun yılda bir defa Cumhuriyet Başsavcılılığımıza bildirilmesi, Şüphelilerin açık kimliklerinin tespit edilip ifadelerinin alındığı veya zamanaşımı süresinin dolduğu tarihte düzenlenecek evrakın Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmesi rica olunur.”

Günün Haberleri

Güncel konulu diğer haberler