Takip Et

Makale

Demir tavında dövülür

“Açlık, yoksulluk, yolsuzluk, eşitsizlik, haksızlık… Ölümün kıyısındaki Leyla GÜVEN ve binlerce yoldaşının direnişi… Bir de katliamlar eşliğinde şiddetin en alası… Önümüz de 1 Mayıs…”

Sultan Tayyip yandaş “Memur-Sen”in arkasında olduğunu bir kez daha teyit ederek adı geçen sendikaya sahip çıktı ve sendikadan ayrılan kamu emekçilerine “nereye gidiyorsunuz” diyerek, merak etmeyin “hafif sıyrıklar aldık” ama “ben hala dik duruyorum ve ayaktayım”, arkanızdayım sizde “dik” durun mesajı vererek sendikadan ayrılmamalarını istedi.

Bazı belediyelerin el değiştirmesinden mi, ya da başka nedenledir mi bilinmez, ama yandaş sendikadan kopuşun, “kopuş” anlamında sadece sendikayla sınırlı olmadığı ortada…

Açlıkla, yoksullukla “muhtaç” hale getirilen milyonlara şantajla ve tehditle faşizmin kitle gösterilerinde rol veren, onları “oy deposu” haline getiren faşist devletin kendisine dahi rahmet okutan faşist iktidarının başı, “hayra alamet” olmayan açıklamalarda bulundu.

Gerçi bu türden açıklamaların sık sık olmasa da yeni olmadığı da yakinen bilinmekte, ne var ki yine de merak ettiriyor.

Ne oldu ki?

Ne olmamış ki!

Brüt dış borç stoku almış başını gitmiş. 2002 yılından bu yana görülen en yüksek seviyedeymiş. Kamu ve özel sektör yalnızca dış borç faizine bu yıl 12 milyar 143 milyon dolar ödeyecekmiş. Bu kadar da değil, bir de anapara ödemesi var. O da 85 milyar 649 milyon dolar…

Yandaş TV’lerde büyük boy tozpembe “istihdam” reklamlarına rağmen işsizlik artmış, onlar 4 milyon 668 bin olarak ifade ediyor, peki ya kazın ayağı…

Yabancı sermaye veya dışarıdan akan sıcak parada istendiği gibi akmıyormuş. Meğer, kentsel dönüşüm denerek rant alanına çevrilen yerlerde mantar gibi çoğalan dikey yapılar, AVM’ler, otoyollar, akla gelen tüm “alt yapı”lar, “mega-projeler” dışarıdan gelen bu sıcak para hüneriyle “yandaş”lara yaptırılıyormuş. Şimdi de hem konutlar, AVM’ler boş, hem otoyol ve köprüler istenilen randımanı vermiyormuş. Üstelik “yandaş”larda iflas bayrağı çekiyormuş. Sultan, damat “yandaş”ların derdine düşmüş. 10 binlerce inşaat işçisini düşünen kim…

İmalat, tarım, hizmet sektörüne hiç değinmeyelim. Ekonomi daralmış ta daralmış…

Belki 31 Mart yerel seçimleri iktidar için bir umut olabilirdi. Yerel yönetimlerin de sultanın tam denetimine girmesi, sultanlığın yerel ayaklarının da sağlama alınması belki bir nebzecikte olsa biraz daha soluk almasına zemin sunan olanaklar sağlayabilirdi… Ama olmadı…

“Bekaa” sorunundan bahsederek toplumu korku iklimine sokmayı denedi, olmadı. Seçmen taşıdı tutmadı… Hile-entrika yaptı olmadı… Şiddetin dozunu arttırdı olmadı… Sandıkları taşıdı yine olmadı… Yine kayyum atarım dedi korkutamadı. Bunlar terörist oy vermeyin dedi yine tutmadı. Tutmadığı gibi elindeki büyük şehirleri, kayyum atadığı belediyeleri bir bir kaybetti.

Sultanın ve saltanat ahalisinin moralleri bozuk

Açlıkla, yoksullukla ve şiddetle terbiye etmeye çalıştığı baldırı çıplaklar, yalın ayaklılar terbiye olmamışlar.

8 Mart’ta kadınlar inadına sokakları mesken eylemişlerdi ya.

Newroz’da milyonlar inadına halaya durmuşlardı ya.

Yıllardır demir attıkları belediyelerde gitti…

“Yandaş” sendikadan istifalarda oluyormuş…

Meğer “terbiye” ettiğini düşündükleri terbiye olmamış.

Aksine; açlıkla, yoksullukla, sürekli maruz kaldığı şiddetin her türlüsüyle… Dövülen demir gibi… Isınmış mı ısınmış, korlaşmış mı korlaşmış…

31 Mart öncesi “kendinden-kendisinden” olmayana demediğini-etmediğini bırakmayan iktidar, şimdi de kalkmış “kızgın demiri soğutma”dan bahsediyor. Hemi de “Cumhur”u da geçti, Türkiye ittifakı diyor.

Niye ki?

Demiri ilk önce kızgın ateşte, korlaşıncaya kadar tutmak gerekirmiş. Yani “kızgın” hale getirmek gerekmiş. Kıvama gelince, korlaşınca da, artık ona ne şekil vermek istersen çekiçle döverek, eğerek-bükerek vs. şekil verirmişsin. Bir de güç gerektiren bir iş olduğundan bu işte güçlü olmak lazım gelirmiş.

Demirin şekle sokulması biraz çaba biraz “ustalık” ve bir de güç istiyormuş yani. Eğer “sabırlı” değil, ustalığın yok, hem de yeterince de güçlü değilsen demire istediğin şekli veremezmişsin. Veya korlaşmış demir “başka” bir şekil alıverirmiş.

Anlaşılan, “Türkiye” ittifakı diyerek egemen ahaliye çağrı yapıyor. CHP-İYİP vb. bu çağrıyı 31 Mart akşamı yapmamış mıydı ki?

Ateş bacayı sarmış.

Açlık, yoksulluk, yolsuzluk, eşitsizlik, haksızlık… Ölümün kıyısındaki Leyla GÜVEN ve binlerce yoldaşının direnişi… Bir de katliamlar eşliğinde şiddetin en alası… Önümüz de 1 Mayıs…

7 Haziranın tam ertesinden, Temmuz 2015’ten bugüne… Daha öncesine değinmeyelim bile… Demir korlaşmış mı korlaşmış. Kızmış mı kızmış…

Yani demirin tam da istenilen şekli alabileceği kıvam… Egemenler beceremedi-beceremiyor. Şimdi de kızgınlaştırdıkları “demir”i soğutmanın telaşındalar.

Onlar “demir”in halini görüyorlar ve telaşlılar. Ya biz.

“Demir tavında dövülür”müş.

Ama biraz ÇABA, USTALIK, bir de GÜÇ istiyor.

İsmail Hakkı ADALI

Günün Haberleri

Makale konulu diğer haberler