Takip Et

Makaleler

Coğrafyamız Aydını Neden Evrensel Aydın Etkisini Yaratamıyor

Büyük yığınlar/devrim tabanı salt ‘’nitelikli’’ bireylerden oluşmaz. Devrimden yana saf tutan her kes niteliklidir. Devrime katacağımız her kes niteliklidir. Her kes aynı-eşit niteliklere sahip değildir, olamaz da. Kimimiz aydın, kimimiz sanatçı, kimimiz siyasetçi, kimimiz çiftçi, kimimiz işçi ama hepimiz devrimin sıra neferi ve saflarıyız. Ortak paydamız sınıf çıkarları ve sınıf devrimidir

İnsanlık ve insani değerlerle köklü çatışma içinde olan burjuvazinin kendisi gibi, siyaset tarzının da, siyasi iktidarından muhalefetine kadar en geniş bileşenleriyle bütün gerici, burjuva ve faşist yekûnun çirkef ve ikiyüzlü olduğu toplum tarafından yeterince tecrübe edilip bilindiği için üzerine ayrıntılı analizler yapmaya gerek yok…  Şuna gerek var ki, ideolojik olarak köhnemiş, kültürel olarak kokuşmuş, siyasal olarak ‘’it ölüsü’’ gibi pis kokan burjuvazinin ‘’ipliğini pazara çıkarıp’’ teşhir etmek ertelenemez görevdir. Kesinlikle ideolojik-kültürel yoz hegemonyası deşifre edilip ‘’taht’tan’’ düşürülmesi ve siyasi mücadeleyle alt edilip yıkılması ötelenemez bir zorunluluktur…

Bu, devrimci sınıfların ve tüm insanlığın yakıcı ihtiyacıdır; bu bağlamda ilerici, aydın, demokrat ve insanlıktan yana olan her kesin görevidir. Görevidir çünkü söz konusu kimlik ya da nitelikleri bunu gerektirir. Aksi halde bu niteliklerine uygun davranmamış olurlar. Dolayısıyla, bilumum sınıfsal gericiliğe ve bu gericiliğin siyasi formasyonlarına karşı mücadele etmek salt proleter devrimcilerin ya da örgütlü devrimci sınıf hareketinin değil, her aydın ve ilericinin görevidir de.

İkinci olarak bu görev, elbette çok daha kuvvetli, çok daha esaslı ve çok daha keskin olarak proleter devrimcilerin ve örgütlü-bilinçli devrimci sınıf hareketinindir. Çünkü toplumsal sistem içinde yaşayarak ona alternatif bilinçli bir örgütlenme içinde olmayıp, yaşadıkları toplumsal sistem tarafından özellik edindirilen ya da bin bir mekanizma ve yolla kuşatılıp hak-özgürlükleri elinden alınıp her yönlü mahrum bırakılarak gelişmeleri engellenen geniş kitlelerin bilinçli bir karşı koyuş hareketine girişmesi ya da bunu geliştirmesi genellikle zordur. Bundandır ki, örgütlenip harekete geçmelerini sağlamak için aydınlatılmaları gereklidir.

Kitlelerin aydınlatılması veya bilinçlendirilmesi kendiliğinden olmayacağına göre, aydınlar tarafından gerçekleştirilmesi gereken bir iştir. Komünistler bu aydınların başında gelirler. Tüm örgütlü devrimci hareketler bu aydınlar kapsamındadır. Dahası, bu hareket içinde yer almayan tek-tek bireyler de bu aydınlara dahildir. Tutarlı burjuva demokrat aydını da şüphesiz ki, sorumsuz değildir. Demokrat, devrimci, sosyalist ve tutarlı burjuva demokrat tüm aydınlar külliyatı kitlelerin aydınlatılmasında doğrudan rol oynar ve bu görevle yükümlüdürler…

Burada bir parantez açmak gereklidir. Geniş yelpazede yapılan aydın tanımına giren ya da burjuva entelektüel piyasada öyle pazarlanıp öyle görünen bir dizi ‘’aydın’’ namlı zevatın bir fiil egemen burjuvazi tarafından satın alınarak veya yetiştirilerek ideolojik-kültürel hegemonyaları uğruna kullandıkları inkâr edilemez gerçektir. Burjuvazinin buna büyük bir ihtiyaç duyduğu da aşikârdır. Sınıf çelişkileri ve sınıf mücadelelerini manipüle ederek anlamsızlaştırmaya çalışan ‘’deha teorisyenler’’, ‘’uzman stratejisiler’’, ‘’felsefeci, uzman ve entelektüel’’ yekun her kesin bildiği bu burjuva silahşorlardandır. Ki, biz bunları tartışma konusu yapmadan karşı-devrimci kulvar olarak aydınların dışında tutuyoruz…

Aydın, görev ve yükümlülüklerini elbette bilir; her ne kadar bu yükümlülüklerine bir cümleyle de olsa işaret etsek de ona görev biçmeyi düşünmüyoruz. O, görev ve sorumluluklarını bilir. Nitekim ‘’Aydınlar Bildirisi’’ gibi birçok örnek bunu kanıtlar. Buna karşın toplum üzerinde de burjuvazi üzerinde de yeteri kadar sarsıcı olup güçlü etki yaratamıyor. Burada söyleyeceğimiz şey şudur; aydın görevlerini bilir ve bu kimliğinden dolayı bilir; ancak, bu görevi daha etkili ve daha etkin yöntemlerle yerine getirmesi hem mümkündür, hem de gereklidir. Bu, ağır bedelleri göze alma ile ilgili veya mümkündür. Bedel göze alamama ve egemen burjuvazinin baskısına boyun eğme, bu baskı karşısında esasta sessiz kalma ve dolayısıyla gerekli tavır-tutumu alamama coğrafyamız aydınının gözle görülür bir kusurudur. Kanaatimizdir ki, coğrafyamız aydınının tutuk kaldığı nokta burasıdır, içinde bulunduğu durum tam da budur. En önemlisi de misyonuna uygun rol üstlenmekten uzak durması, görece silik ve edilgen kalmasıdır. Toplumun önünde yürümek, yol açmak, gerçekleri çıplak biçimde ve yüksek sesle ortaya koymak, hiç şüphesiz ki bu yolla da olsa toplumsal muhalefet ve tepkiyi örgütlemek gerekliyken, bazı istisnalar hariç coğrafyamız aydını genellikle ve ısrarla bundan imtina etmektedir. İşte bu durum evrensel aydın tavrıyla örtüşmede büyük acılar yaratmaktadır. Dışarıdaki aydınların yaygın tutumu olmasa da, toplumsal tepkileri örgütleme ve burjuva iktidarlar üzerinde sarsıcı etkiler yaratmada daha başarılı bir grafiğe sahip oldukları söylenebilir. En azından bilimsel kulvarda tüm dünya toplumuna yayılan etki dalgaları yarattıklarından söz edilebilir…

Coğrafyamız aydını farklı olarak faşizm ve bunun pervasız baskıları altındadır denilebilir ki, bu doğrudur da. Ancak bu, coğrafyamız aydınını kotarmaya yetmez. Zira, aydın olmak baskının her türüne ödünsüz biçimde karşı çıkmak ve bu uğurda bedel ödemeyi göze almayı gerektirir. Şayet bunu yapamıyor ve göze alamıyorsanız hiç şüphesiz ki tutarlı bir aydın tavrı sergileyemezsiniz. Nitekim coğrafyamız aydınının durumu buna benzemektedir. Tam da bundandır ki, coğrafyamız aydını dışarıdaki aydın kadar etkili olamıyor ve onun kadar saygın bir yer edinmiyor…

Bu aydın profiline karşın, coğrafyamız Komünist ve devrimcileri en ağır bedelleri göze alıp ödemekten sakınmamakta, toplumun aydınlatılarak örgütlenmesinde aydın olma kimliklerine de uygun davranmaktadırlar. Fakat bu kesimin de kusuru, dışındaki aydınlarla gerekli olan ilişkileri geliştirip onu ileri taşıyamamaktır. Kısacası, sadece aydınları kusurlu gösterip işin içinden çıkmak gerçekçi ve objektif yaklaşım olmaz. Daha da önemlisi aydınları kusurlu görerek veya göstererek onlarla ilişkileri soğutmak veya onlara karşı ön yargıya sebep olmak da doğru olmaz. Eksiklikleri bakımından eleştiri konusu yaptığımız belli bir aydın bileşeni, tüm eksikliklerine rağmen küçümsenemez sorumluluklar, işler ve görevler yapıp yerine getirmektedir. Bu onların değerini eksik de olsa ortaya koymaktadır. Toplumun bunlara olan ihtiyacı düşünüldüğünde de, bu aydınlara sekter ve kaba yaklaşmak büyük bir hata olur. Onların kazanılarak ilerletilmesi-devrimcileştirilmesi Komünist aydınların ve hareketlerin sorumluluğudur.

Toplumda aydınlar olmazsa o toplumun karanlığı daha da derinleşir. Aydın ne kadar kimliğine uygun davranırsa karanlık o kadar azalır, aydınlık söker. Kaybedilen bir aydın egemen burjuvaziye itilmiş olur. Kazanılan bir aydın halka hizmet eder. Meydanları dolduran kitleler tek-tek kişilerden oluşur. Bir kişinin kaybedilmesi, büyük kitlelerden eksiltir, düzeni bir kişi çoğaltır. Nitelikli çoğalmak iyidir ama çoğalmak değişmez kuraldır. Çoğalmayan azalır. Azalan kaybeder. Dışlama lüksümüz yok, kazanma zorunluluğumuz var. Büyük yığınlar/devrim tabanı salt ‘’nitelikli’’ bireylerden oluşmaz. Devrimden yana saf tutan her kes niteliklidir. Devrime katacağımız her kes niteliklidir. Her kes aynı-eşit niteliklere sahip değildir, olamaz da. Kimimiz aydın, kimimiz sanatçı, kimimiz siyasetçi, kimimiz çiftçi, kimimiz işçi ama hepimiz devrimin sıra neferi ve saflarıyız. Ortak paydamız sınıf çıkarları ve sınıf devrimidir. Devrimin her yandaşı, mücadelenin her damlası ve bizlere adım atmış her kes değerlidir, ciddiye alınması gerekendir. Hiç kimse ‘işe yaramaz’’ değildir. Hiç kimse önemsenmez değildir. Her kes önemsenmeli, dikkate alınmalı ve kazanılmalıdır. Aydın belli negatif ya da pozitif özellikleriyle bunlardandır.

Kazanmanın yolu nedir? Okuyarak ve yaparak öğrenmek, çok çalışmaktır. Bir kadını, bir işçiyi, bir aydını, bir sanatçıyı örgütlemek, kazanmaktır, çoğalmaktır. Savaşmak, mücadele etmek, ilerlemek ve kazanmak için devrimci olan her nüveyi alarak çoğalmaktır…  

Günün Haberleri

Makaleler konulu diğer haberler