Takip Et

Kültür-Sanat

Bir deneyim, bir tarih, bir hafıza; “Topraktan Göğe” adlı yapıt çıktı

Devrimci halkçı yerel yönetimler perspektifiyle hareket eden yerel yönetim deneyimlerini ele alan ve dünyadaki yerinden yönetim tecrübelerini inceleyen “Topraktan Göğe” adlı belgesel kitap Sancı yayınlarından çıktı

Devrimci halkçı yerel yönetimler perspektifiyle hareket eden yerel yönetim deneyimlerini ele alan ve dünyadaki yerinden yönetim tecrübelerini inceleyen “Topraktan Göğe” adlı belgesel kitap Sancı yayınlarından çıktı

Yüz Çiçek Açsın Kültür Merkezi (YÇKM), kolektifi tarafından hazırlanarak, Fatsa, Hopa, Samandağ, Amed, Ovacık, Hozat, ve Mazgirt deneyimlerini okuyucuya sunan kitap, aynı zamanda belgesel olarak çekilip Coğrafyamıza önemli bir deneyimi sunuyor.

Araştırmacı yazar Temel Demirer Topraktan Göğe adlı belgesel kitaba dair fikrini şöyle özetliyor;

“Devrimci halkçı yerel yönetim deneyimlerini, tarihsel arka plan pratikleri üzerinden ele alarak günümüze yansımalarını tartıştırdığımız bu çalışmada, Fatsa, Hopa, Samandağ, Amed, Ovacık, Hozat, Mazgirt, Marinaleda (İspanya) ve MST (Topraksız Köylü Hareketi – Brezilya) deneyimlerini ekonomi, meclisler, mimari, kültür-sanat, kadın, ekoloji ve benzeri birçok açıdan inceledik.

***

“Devrimci-Halkçı Yerel Yönetimler” ile de sınırlı olmayan “Alternatif Yerel Yönetim” konusunda konuşmak, yazıp çizmek kolay değildir. Çünkü derin bir tarihsel arka plan bilgisine; ayrıca da enternasyonal ölçekte aktüel pratiklere vâkıf olmayı gerektirir.

Ancak bu kadar da değil. Sokrates’in, “Bir şeyleri değiştirmek isteyen insan, önce kendinden başlamalıdır” saptamasından mülhem tarihsel deneyimlerin, aktüel pratiklerin yanı sıra, ekonomi, meclisler, mimari, kültür-sanat, kadın, ekoloji vb. dalları kucaklayan bir bütünsel perspektife sahip olmak da “olmazsa olmaz”dır.

Bu alanda “Başka bir dünya mümkün”le yetinerek; soyut “iddia”lara bel bağlayarak yol alınması mümkün değildir.

Dünyayı değiştirme mücadelesine, onun öznesi ezilenlerle tabandan/yerelden hareketle örmeye başlamakla mükellefiz. Ancak böylelikle kapitalist vahşet karşısında, alternatifimizi anlatacak/yeşertecek kanalları oluşturabiliriz.

“Nasıl” mı?

Kapitalizm karşısında ezilenlerin iktidar yürüyüş güzergâhında önemli mevzilerinden, duraklarından biri olarak yerel yönetimler; söz, yetki ve kararın yığınlara maledilmesinde önemli bir kaldıraçtır.

Bu açıdan dünyayı anlamakla kalmayıp, onu değiştirirken nasıl bir perspektife sahip olmak gerektiğini ortaya koymada yerel yönetimler önemli bir başlıktır.

O hâlde dünyayı “11. Tez”deki üzere değiştirmek isteyenlerin, kapitalist sermayenin tasallutu altındaki kentlerde idari ve siyasi anlamda alternatif modeller üretmeleri zorunludur.

Kimileri bu zorunluluğu “es” geçseler de toplumcu/kamucu bir yerel yönetim siyasetinin dönüştürücü etkileri küçümsenemez. Çünkü bu imkân, tabanın temsilini genişleterek toplumsallaştırabilmektir.”

 

Günün Haberleri

Kültür-Sanat konulu diğer haberler