Takip Et

Makaleler

‘’Basit Okulda’’ Önemli Dersler ve Dostum-uz Hevi’ye Öz-eleştirim!

Hatalar günlük yaşam zaviyesi veya genel yaşamda olduğu gibi, ideolojik-siyasi(düşünsel) ve örgütsel yaşam etkinliğinde, yukarıda işaret ettiğimiz gibi bilimsel zeminde de görülürler. Bunlar, ekseri gerilik, kavrayışsızlık, değerlendirme, analiz ve sentez eksikliklerinde, somut koşulları doğru değerlendirmeyip sübjektif tahlillerde bulunmakta, araştırma ve inceleme yetersizliğinde, ön yargılarda vb. vs. açığa çıkarlar… Dürüst olmamak ise, her türlü hatanın kundağıdır ki, bundan kaynaklanan ‘’hatalar’’ aslen hata olmadığı gibi, yazı çerçevemizin dışında başlı başına bir tartışmadır…

Yaşamın neresinde dururlarsa dursunlar bütün insanlar öyle ya da böyle hata-lar yapar, yapmaktan sakınamazlar. Hata sadece birilerine mahsus değil, evrensel geçerlilikle insana ait bir olgudur. Kimse ‘’doğrular bataryası’’ değildir. Doğrunun merkezi bilimdir, lakin onda da yanılgı payı her zaman vardır. Bilimin gelişme tarihi, eski bilim ile yeni bilim aşamasındaki büyük farkı ortaya koyarak gelişim çizgisini yalın biçimde ortaya koymaktadır. Yanılgılar, hatalar ve yanlışlar düzeltilerek yeni sentezlere varılmıştır… Ve çünkü bilimde ön yargı yoktur. Gerçek çıplaktır, objektif gerçek karşısında saygılıdır bilim. Bu özünden dolayı bütün yanılgılarına karşın gelişme çizgisini sürdürüp gelişmiştir. Gelişmeye devam edecektir. Bu gelişme, bugünün doğrularının gelecekte yanlış olduğunun ya da eksik olduğunun görülmesi ve açığa çıkarılması biçiminde seyredecektir…

Öyleyse, hatalar bilimin geliştirici bir sebebidir dersek abartı olmaz. Bilimde hata çoktur. Hataların olmadığı bir düşünce, bir teori, bir süreç ve bir bilim yoktur. Düşünsel ya da maddi faaliyetin cereyan ettiği insan etkinliğinden söz edildiği her tarih, her şart, her yer ve nitelikte hatalar mutlaka ama büyük ama küçük mutlaka vardır. İtiraz edilemez ‘’Hata yapmayan ölülerdir’’ ya da ‘’Ölüler hata yapmaz’’ sözü bunu teyit eder…

En büyük beyinlerin hatalar yaptığına, kendi beyanlarıyla da tanık olduk, olabiliyoruz. Büyük beyinlere göre daha mütevazı beyinlerde ise daha sık hatalar yapıldığını görüyoruz. Bunların hepsini yaşam ile düşüncenin eşitsizliği zemininde vb. anlıyoruz. Her insan hata yapar demeyen yoktur. Demek ki, hata yapmak insana mahsustur, yalnızca ‘’günah keçilerine’’ değil. En önemlisi de ‘’iş yapan hata yapar’’ özlü sözde ifade edilen diyalektik gerçektir ki, bu gerçek hata yapmanın, bilinenin aksine o kadar da kötü bir şey olmadığını doğrular. Yukarıdaki sözün tersi önerme ise, ‘’iş yapmayan hata da yapmaz’’ şeklinde ifade edilir ki, bu da esasta doğrudur. (Hiçbir doğru mutlak olmadığına göre, doğru dediğimiz şeyler de mutlak doğru değil, göreli doğrulardır. Doğru izafidir. Şartlara, tarihe, mekâna, zamana ve hatta nereden bakıldığına bağlı olarak değişir.)

Bu söylenenlerden şu çıkmaz; hata yapmak kötü değil, o halde hata yapalım, bu bir. İki, iş yapıyorsak hata yapma hakkımız var, o halde hata yapalım. Üç, hata yapmak insana mahsustur, herkes hata yapar ise, biz de insanız, bize de mahsustur o halde hata yapalım. Dört, hata bilinenin aksine o kadar da kötü değil ise, o halde hataları eleştirmeyelim, düzeltmeyelim. Ve beş, madem her kes hata yapar-yapıyor, o halde ben de yaparım-yapmalıyım vb. şeklinde çıkarsamalar çıkarılamaz. Bilakis, hata yapmamak için azami gayreti, özeni, dikkat ve duyarlılığı göstermek, tüm gayretimizle hataya düşmemeye çalışmak durumundayız. Hataları eleştirmeli, onlarla mücadele etmeli, düzeltmeliyiz. Ve hatta hatalara ‘’kıl kırk yaran’’ yoğun emekle düşmemeye gayret etmeliyiz. Hata yapanları suçlu ilan edip onların önüne zorluklar çıkarma yerine, onarın hatalarından kurtulmalarına yardımcı olmalıyız…

Peki, neden hataları gereğinden fazla abartmamalı, hata ve hata yapanlara karşı ‘’kılıç çekme’’ yöntemine başvurmamalıyız. Hata yapanları boğmamalı, yüzlerine vurmamalı, hatayı bir koz, şantaj ve bastırma aracı olarak kullanmamalıyız. Ama öte taraftan da hatalara karşı kesinlikle mücadele etmeli, onları eleştirip düzeltmeliyiz. Asla görmezden gelmemeli, eğitim aracına dönüştürerek üzerinde ciddiyetle durmalıyız…

Çünkü hatalar bilinmeden ve istenmeden yapılandır, bilerek ve isteyerek yapılan değil. Bilinçli bir eylem ya da davranış değil, bilinçsizce yapılandır. Genel olarak bu doğrudur ve hatalar için bu değerlendirmede bulunmak yanlış değildir. İstisnalar olabilir ama adı üzerinde istisnadır ve ‘’istisnalar kaideyi bozmaz.’’

Çünkü hatalar genellikle kolayca düzeltilebilir, doğru yaklaşıldığında ders-tecrübeyle öğrenime hizmet eden ve deneyim edinmemize hizmet ederek bizleri geliştirme özelliği de taşıyan yanlışlardır. Hatalar önlenmesi mümkün olan ve zarar verme amacı taşımayan yanlışlardır. Hatalar kavrandığında, hatanın verdiği zarar, verdiği dersten daha düşük değerdedir. Hata yapanlara şans verilmezse, ortada iş yapacak kimse kalmaz. Hata yapanlar çok ‘’sıkboğaz’’ edilirlerse, daha büyük hatalara sürüklenirler, hata yapmama korkusuyla işlerini iyi yapamaz hale getirilirler…

Hataların bu niteliği veya içeriği, onlara karşı kaba, yıkıcı ve abartılı reaksiyonlarla yaklaşmamamız için yeterli sebeptir. Doğru ele almak hataları düzeltmenin ilk şartıdır. Kaba ve abartılı yaklaşmak ise, hata yapan karşı tarafta tepkilere yol açıp savunma refleksine sürükler ve hatalar büyütülmüş, başka mecralara taşınmış olur. Bunun için hatalara ikna-eğitim ve kazanma temelinde yaklaşmak elzemdir.

Öte taraftan hata ve yanlışlar doğrulara tezattır, onlara öyle ya da böyle zarar verendir. Hataların çoğalması veya egemen hale gelmesi doğruları tali duruma düşürerek silikleştirir. Bundandır ki, kaçınılmaz da olsa hataları asgariye indirmek şarttır. Bilimde olduğu gibi, doğru(lar)da da hata-lar vardır. Bu zıtların birliği diyalektiğidir. Zıtların birliği zıtların mücadelesini koşullayan temeldir. Doğru ile yanlış mücadele etmezse, gelişme olmaz. Doğru egemen hale gelmez, getirilemez. O halde, hataların eleştirilmesi, onlara karşı mücadele edilmesi ve düzeltilmeleri zorunlu, gereklidir. Hataların düzeltilmesi, hataların doğru lehine dönüştürülerek doğrulara entegre edilmesi anlamına gelir. Yani, doğrunun büyütülerek geliştirilmesi anlamına gelir.

Hatalar nasıl ve neden yapılırlar? Genellikle bilerek yapıldıkları söylenemez. Aski halde yapılan, hata olmaktan çıkar, kusurdan çok kabahat olur. Bazen kavrayışsızlıktan ve bilmemezlikten, bazen acelecilikten ve doğru yöntemleri kullanmamaktan, bazen tek yanlı öznelci düşünüş tarzından ve dolayısıyla bütünlüklü bakamamaktan, bazen burjuva/küçük-burjuva bencillikten, egolardan ve kibirden, bazen ön yargılardan ve tepkisellikten, dolayısıyla duygularımıza esir düşüp aklımızı yeterince kullanmamaktan, bazen de objektif şartlardan ve sahip olduğumuz olanak ve gerçekliklerden vb vs dolayı hatalara düşülür. Hatalar günlük yaşam zaviyesi veya genel yaşamda olduğu gibi, ideolojik-siyasi(düşünsel) ve örgütsel yaşam etkinliğinde, yukarıda işaret ettiğimiz gibi bilimsel zeminde de görülürler. Bunlar, ekseri gerilik, kavrayışsızlık, değerlendirme, analiz ve sentez eksikliklerinde, somut koşulları doğru değerlendirmeyip sübjektif tahlillerde bulunmakta, araştırma ve inceleme yetersizliğinde, ön yargılarda vb. vs. açığa çıkarlar… Dürüst olmamak ise, her türlü hatanın kundağıdır ki, bundan kaynaklanan ‘’hatalar’’ aslen hata olmadığı gibi, yazı çerçevemizin dışında başlı başına bir tartışmadır…

Öz-eleştiri olsun diye de bir örnekle hatanın yukarıdaki sebeplerden her hangi biri nedeniyle yapıldığını açıklayarak, kendi ‘’basit okulumun’’ dersini alıp öğrendiğim kadarıyla sözlerimi noktalayayım.

Örneğin, bir-iki köşe yazım önce Hevi Devrim’in eleştirilerine yanıt vermiştim. Bu yanıtımı içerik açısından esasta doğru buluyorum. Fakat yöntem veya üslubumda kaba değerlendirilebilecek kadar hatalı olduğumu ifade etmek durumundayım. Beni bu hataya sürükleyen sebep, önyargılı ve sübjektif davranmamdır ki, bu sebebi açıklayarak tutumumu aklamaya değil, tersine eleştirmeye çalışıyorum. Açıktan tutum ya da yöntemimi eleştiriyor, Hevi dostumuza öz-eleştiri vererek anlayışına sığınıyorum.

Belirteyim ki, yöntemde kaba olmama sebep olan önyargılı veya sübjektif düşünüş tarzıma tekrar sebep olan da, benim Hevi dostumuzu daha yakın paylaşımlarda bulunduğum başka bir dostum olarak anlamam-algılamamdır. Tam öğrenmeden aceleci ve yeterince düşünmeden önyargılı olarak kafamda resmettiğim (daha yakın ilişkide olduğumuzdan dolayı bu algıyla daha rahat davranmama yol açan) X dostum sanarak eleştiri üslubumu nispeten kaba ve sert tutmama yol açtı. Son tahlilde hata yaptım ve sebepleri izah ettiğim gibiydi. Ki dediğim gibi, sanarak hareket etmemden öteye, sandığım dostum da olsa eleştiriye yanıt veren eleştiri yöntemim hatalıdır. Hevi dostumuzdan da kendisi bilmediği halde eleştirime hedef olan kafamdaki masum dostumdan da özür dileyerek, okuyucuyla paylaşmayı devrimci sorumluluğum olarak telakki ediyorum…

Hatalar öğrenmeye vesile olsun…

Günün Haberleri

Makaleler konulu diğer haberler